Demek bukadar basitmiş, dediğin gibi bu kadar kolaymış senin için hiç yaşanmamış saymak herşeyi...
Keşke benim içinde böyle olsaydı,hiç olmamış gibi dawranabilseydim we arkama bile bakmadan dewam edebilseydim yoluma. Ama yapamıyorum, gözümü kapatınca sen beliriyorsun. Uyku desem;sen işkence desen, uyumuyorum seni yaşıyorum ordada sadece kendimce. Ciğerlerimle ne alıp weremediğin war onuda bilmiyorum, olmadığından beri nefesimde zorlaştı girmiyo ciğerlerime sawaşıyo benimle aynı senin gibi...
Beni sildiğini biliyorum hayatından, kalbinden, rüyalarından, gerçeklerinden... ama bilmediğim birşey war nekadar gerçektim senin için? Ne kadar wardım? Ben inanmıyorum war olduğuma senin için, başkaları gerçektin derken. Sen bütün ipuçlarını bir bir silerken nasıl inanıyım ki gerçek olduğuma? Yoktum aslında olmadımda hiçbirzaman, ben bunu yaşadım, biraz olsun gerçekliğimin farkında olsam gidemezdim zaten...
Ama gittim we gerçekten olmadım demek ki hiçbir zaman. Artık sana suç bulmuyorum! Ben yaptım herşeyi biliyorum we kabul ediyorum. Kendim, ben!!! Bütün bu işkencenin sebebi, acının we pişmanlığın abidesi benim. Ben yaptım, ben izin werdim. Seninde istediğin buydu, orda biryerlerde daima kalabilmek,senin başkalarında kalamadığın gibi, bunun acısını son nokta koymadan birilerinde bırakabilmek...çok güzel oldu, baya iyi başardın bunu, herkes ayakta alkışladı, benim gibi birinde böyle bir ünlem bırakabildiğin için!
Sadece farkında diğilsin ki bundan sonra benim neler yaşıyacağımın. Bende nasıl bir duwar ördüğünün we enkazlarının ne olabileceğinin. Olsun madem için rahat we sen böyle mutlusun buda böyle olsun diyorum. Ben kolay kolay duwar örmem ama sen bana bunu yaptırabildin ya ne o duwarı yıkman için sana gelirim ne de başkasına izin weririm tuğla koymaları için. Dedim ya olsun buda böyle olsun, bir duwar da benden başka biri için içimde olsun, o duwarı korıyım, ellemesin hiç kimse. Dedim ya olsun yine ben izin wermiş olayım, acımın,kinimin, bu canın yanmasının sorumlusu yine ben olayım o yüzden seni suçlamak günah olsun, senin yerinede ben yanayım olsun...demek ki geçmişe bakmanında zamanı gelmiş;
Anlaşılan ben unutmuşum insanlara çektirdiğim acıları, üzüntüyü, pişmanlığı. We bunun ahını çekiyorum günbegün. Şimdi anliyorum ki yazık etmişim onlara, özelliklede bitanesine! Geçer dedim, unutursun dedim, boşwer dedim... ama olmuyormuş yalanmış söylenenler acısını birtek yaşayan bilirmiş we ben bunun başrolündeymişim, seyirciyim zannederken. Bu daha da kötüymüş. Ama anladım, ne yazıkki yaşayarak anladım! Senden canımın içi sadece senden dileyebilirim bu özrü oda affetme lütfunda bulunursan tawşanım. Sen aslında kimsenin kolay kolay yapamayacağı birşey yapıp beni hala bağrına basmışsın bense kendimi nimetten sayıp senin canını yakmışım. Affet!!! Bu tekrar olsun ya da bana dön diye diğil sadece farkında olduğumu bil diye. Biliyorum ki biz çok şeyi kaybettik benim yüzümden, belki geri alabilirdik ama onuda yıktım. Demek ki yapmam lazımdı artık anca böyle awutuyorum kendimi sende affet beni ne olur, hiç bu kadar dürüst olmadım kendime affet!
Geçmişi bir şekilde awutmaya çalışıpta önüme baktığımdaysa sadece gölgeler görüyorum, benim sandığım, aitim sandığım ama yalan olan...
Baştada dediğim gibi basitmiş, sadece basit... kolaymış bunları yaşamak, yaşatmak, biraz kanmak yeterliymiş we hepsi buymuş...bende kendimi kandırmışım! Olsun, uzun zamandan sonra dedim ki warım, ben warım...yokmuşum, olmamalıymışım, olmasaymışım keşke...
Olmasaymışım keşke ne senin için yeşil eriğim ne de kendime olmasaymışım...dediğin gibi bir dal sandım seni o akan nehirde tutunmaya çalıştım kırık dökük uzantılarından, ne kadar tuttular beni bilinmez, debelendim durdum işte ama yapamadım, olduğuyla awunamıycak kadar sewdim we sırf bu yüzden wzgeçtim, tutmadın tutamadın bende gittim işte hepsi bu kadar. Senin yazıcak yeni bir öykün olsaydı ya da beni bu yanlış öyküden çekip baştan yazabilseydin belki, herşey için belki diyorum...
Sen susarken hep birşeyler biriktirdim içimde kendime inat, dedim ki; sus, ne yeri ne zamanı. Ama hiç söyleyemedim sana biriktirdiklerimi. O içimdeki kuyuda üst üste geldikçe geldi we hep sonra dedim. Ne zamanını biliyordum ne de söylemeli miyim bunu biliyordum? Dedim ya hep sonra... aslında yoktu sonrası, sadece o an wardı ama ne sen ne de ben bilemedik o anın kıymetini. Sonra dedik, dedim... artık sonra demiyorum, şimdi de demiyorum. Kimbilir sen ne diyorsun? Ya da herhangi birşey diyebiliyor musun? Söylesen neler söylerdin acaba? Bir heykel, bir şarkı, bir roman, bir yazı... ne hatırlatıcak beni sana? Ne zaman farkına warıcaksın ne kaybettiğinin, farkına warıcak mısın ne kaybettiğinin? Neyse...
Hep bana ilk olduğumu söyledin, sadece bana yaptığını söylediğin şeyler wardı. Ne kadarı gerçek ne kadarı yalan bilmiyorum ama inandım. İnanmak istediğim başka şeylerde wardı, mesela “seni sewiyorum” dediğimde bunu söyleyen ilk sensin demene inanmalıydım, ya da sen, “bunu ilk defa söylüyorum” dediğinde inanmalıydım ki daha gerçekçi bir masal olsun... ama inanamadım, inandıramadın. Belki doğru belki de yalandı ben bunu sorgulamadım, inanmalı mıyım yoksa inanmamalı mıyım bunu düşündüm sadece we inanamadım! Bana öğretilen masallarda sadece pembe yalanlar wardı we sonu mutlu bitiyordu. Benim yaşadığımda ise sadece bir wardın bir yoktun, gerisi yalan...
Bilmemki bu yazıyı okurken ne kadar üstüne alınıcaksın ya da ne kadar böbürleniceksin, “ewet bu benim” diye, sadece bilmeni istedim hepsi bu, çok kısa da olsa wardın, warlığın çok şey ifade etti, yokluğunda öyle we sen nekadar bunun farkındasın bilinmez ama ben biliyorum. Korkma yalwarıcakta diğilim sadece bil istedim. Bugüne kadar gitmedim kimsenin ayağına bu saatten sonrada gitmem senin gibi zoru sewerim ama kendimi inkar etmeden. Ben sırf bu yüzden itiraf edebiliyorum seni sewdim, başka hiçbirşey beklemedim sadece sewdim bu yüzden benim wicdanım rahat sadece bunu kabullenemediğin için sen acı çek belki bir gün anlarsın kimbilir, belki de oynadığın oyunlar gerçekten başkalarınında canını yakabiliyormuş anlarsın, yaptıklarından sadece sen sorumlu diğilmişsin bunun faturasını başkalarıda ödeyebiliyormuş.Yani kısaca bende kalıcağına senin içinde kalsın...
Bu sana yazdığım yazılardan sadece birtanesi. Demiştik ya birgün “bu aralar nasıl yazasım war” diye. Bu sadece sonuncusu. Neden burda, okur musun? Bilmiyorum!Sana göndermiyorum da sadece umuyorum önceden yaptığım gibi, biliyorumki okusanda yine hiç birşey söylemiceksin aynı senden giderken yazdığımda sadece elweda dediğin gibi. Ozamanda dedim sen böyle mutlu oluyorsun, yaranı kendin deşmen lazım, sen zoru sewersin! Belki anlatabilmişimdir, belki seninde dokunduğun gibi bir yerlere dokunabilmişimdir iz bırakamadan...